|
|
 |
 |
Okunma |
|
225 |
Ölümsüz İnsan Madam Curie
7 kasım 1867 de varşova da, manya sklodowska adında bir kız doğdu. annesi başöğretmen, babası ise st. petersburg üniversitesinde yüksek fen eğitimi görmüş bir fizik-matematik öğretmeni idi. sarışın, ela gözlü, solgun ve ince bir çocuktu manya. sınıflarda yaşı en küçük öğrenci olmasına rağmen daima birinci oldu. ailesi yoksulluk içinde yaşıyordu. öyle ki, annesi çocuklarının ayakkabılarını kendisi yapardı. manya çok iyi rusça da biliyordu. rus lisesine devam etti. 9 yaşında ablası zozia yı tifüsten, 11 yaşında iken de annesini tüberkülozdan kaybetti. manya, liseyi altın madalya alarak bitirdi. boş zamanlarında fransızca ve rusça fizik, tıp ve sosyoloji kitapları okurdu. manya, l891 de 24 yaşında iken fizik eğitimi için paris e gelir. manya adı artık fransızcaya çevrilmiş, marie sklodowska olmuştur. marie, sorbonne de fizik fakültesi öğrencisidir artık. marie ayda 100 frankla geçinmek zorundaydı. bu nedenle, sorbonne a yakın tavanarasında bir oda tuttu. bilim uğruna rahıtını fedaya hazırdı. marie 27 yaşında iken, pierre ile tanışır. pierre curie, fizikte buluşlar yapmış önemli bir fizik profesörü idi, örneğin üzerine basınç yapılan bir kristalin elektriklendiğini (piezo-elektrik olay), duyarlı teraziyi (curie terazisi) ve demirden başka metallerinde mıknatıslanabileceğini (curie olayı) bulmuştu. pierre, hiç evlenmeyip bütün hayatını bilime adamak kararı almış bir profesördü. marie ile tanışdığında 35 yaşında idi. giderek, dostlukları derinleşti, yakınlık arttı, karşılıklı güven ve hayranlık büyüdü. ve nihayet pierre ile marie, l895 de evlendiler. evlendiklerinde evlerinin içi hemen hemen boştur. salonda yalnız bir kütüphane, beyaz tahta bir masa ve iki iskemle bulunur. bir ucunda pierre, diğer ucunda marie nin oturduğu masanın üzerinde fizik kitapları, bir petrol lambası ve bir vazoda çiçekler vardır. pierre nin bütün varlığı tek bir idealle yanmaktadır: sevdiği kadın ile birlikte bilimsel araştırmalar yapmak. marie için de eşi ve bilimsel araştırmaları dışında bir şey yoktur. röntgen, x ışınlarını bulduktan sonra henri becquerel, uranyum un kendiliğinden ışın yaydığını bulmuştu. bir fotoğraf filminin üstüne konan uranyum filmi karartıyordu. curie ler fizik okulundaki harap bir hangarda deneylerine başladılar. yağmurda dam akar, her taraftan içeri rüzgar dolar ve kışın çok soğuk olurdu. marie, bir çeşit öç duygusu ile çalışma defterine içerdeki düşük ısıyı da kaydederdi: 6 şubat l898, laboratuarın ısısı 6 derece, protestosunu belli etmek için de bunun yanına 10 tane nida işareti koyardı. madam curie, thorium un da uranyum gibi ışın saçtığını buldu ve buna radyoaktivite adını verdi. daha öncekilerin asla düşünemediği bir soruna eğildi: acaba maden filizleri de böyle garip ışınlar saçıyor muydu? işte bu sırada çok önemli bir buluş yaptı: uranyum ve toryumu birlikte içeren maden filizlerinde bu iki metalin verebileceğinden çok fazla bir radyoaktivite vardı. önce bunun bir ölçme hatası olduğunu sandı, ölçmeleri birçok kere tekrarladı, fakat hata yoktu. demek ki bu filizlerde çok kuvvetli ışınlar saçan bir üçüncü madde vardı. fakat miktarı çok az olduğu için bulunamıyordu. bu yepyeni bir maden olmalı idi. 12 nisan 1898 de akademi tutanaklarında ur0(peçblend) filizlerinde çok kuvvetli ışınlar saçan bilinmeyen bir madenin varlığı belirtiliyordu. bundan sonraki 8 yıl bu meçhul madeni bulmaya çalışmakla geçti. harap hangarda, oluşan zehirli gazlar için havalandırma boruları yoktu. curie ler çalışırken boğulmamak için kapı ve pencereleri açarlardı. ilerde madam curie şöyle yazacaktır: "bu önemli ve zor işi yapabilmek için laboratuar ve paramız yoktu, adeta bir hiçten herşeyi yaratmak istiyorduk. bu eşimle benim için bir kahramanlık dönemi idi, herşeye rağmen bu sefil eski hangarda en iyi ve en mutlu yıllarımız geçti. kendimizi işe verirdik. çoğu kez oracıkta yiyecek basit birşeyler hazırlardım. bazen bütün gün boyumu aşan bir demir çubukla kazanda eriyen madeni karıştırırdım. akşam yorgunluktan ölü gibi eve dönerdik". her ikisi de radyumu bir çocuk bekler gibi bekliyordu, hep ondan söz ediyorlardı. radyumun bulunuş anı ilginçtir: 1902 yılında bir akşamdı. curie ler kolkola girerek laboratuara gittiler. sabahı beklemeye bile sabırları kalmamıştı. çünkü 4 yıl süren billurlaştırma işlemleri o gün sona ermiş bulunuyordu. küçük kapların içindeki koyu sıvılar buharlaşmaya bırakılmıştır, fakat laboratuara girince tasların bomboş olduğunu gördüler. üzüntüleri çok derindi. onca emek boşa gitmiş oluyordu. ağır ağır kapıya yöneldiler. marie ömrünün 4 yılının geçtiği bu harap odaya son bir kere baktı ve ışığı söndürdü. fakat o da ne? ışık sönünce raflara dizili küçük kapların hepsinin birden içleri garip bir ışıkla aydınlanmıştır. hemen raflara koştular, evet, oradaydı sevgili radyumları, miktarı çok az olduğundan görülemiyordu, fakat varlığını bir başka dünyadan geliyor hissini veren esrarengiz bir ışınla belli ediyordu. radyumun özellikleri bütün tahminlerin üzerinde idi: uranyumdan 2 milyon kere daha kuvvetli ışınlar saçmaktaydı, bu ışınlar bütün cisimleri delip geçiyor, yalnız kalın kurşun ekranlar tarafından tutuluyordu. radyum, yanında hayaletini de taşıyor, devamlı olarak radyum emanasyonu denilen bir gaz ve az miktarda helyum yayılıyordu. fotoğraf filmini bozmakta, havayı elektriklendirmede, kendiliğinden ısınmakta, kağıdı ve pamuğu toz haline getirmekte, içinde bulunduğu kaplara mor bir renk vermekte idi. karanlıkta ışıl ışıl parlıyor ve yakınındaki birçok şeyi de, örneğin elbiseleri, cihazları, tozları havayı karanlıkta ışık saçar hale getiriyordu. pierre, vücut üzerindeki etkisini görmek üzere, büyük bir cesaretle kolunun üzerine bir radyum parçası bağladı ve orada bir yara oluştuğunu görerek büyük bir mutluluk duydu. akademiye yazdığı mektupda bunu şöyle anlatıyordu: "radyum koyduğum yerde yanığa benzeyen, fakat ağrısı olmayan 6 cm2 büyüklükte bir yara belirdi. 20.gün yara kabuk bağladı ve 42. gün kenarlarından iyileşmeye başladı. marie nin de madeni bir kutu içinde birkaç santigram radyum taşırken elleri yandı. bundan başka radyum ile çalışma sonucu ellerinde çok ağrılı deri sertleşmeleri meydana geldi ve günler sonra deri tamamen soyulup düştü, fakat ağrılar 2 ay daha sürdü". curie ler hangarda, 8000 kilo peçblend den 1 gr. radyum elde etmeyi başarmışlardı. bu dünyadaki ilk radyumu bir anı olarak sakladılar.
|