|
|
 |
 |
Okunma |
|
61 |
BEKLETME BENİ
Beni dilenci yapma.Kapında aşk dilendirme bana.Yıllardır beklediğim sıcak bir yuva hasretimi,minik bir bebek özlemimi ve nice zamandır kafamda kurduğum mutluluk hayallerimi kursağımda koyma.Bahsettiğim değerler benim nazarımda mukaddes ve uğrunda canımı seve- seve feda edebileceğim değerler.Gerekirse başımı eşiğine koyar beklerim.Aksamdan sabaha, sabahtan aksama beklerim.Neyi beklediğimi bilmeden beklerim,yalnız senin bu yaptığın,bana reva gördüğün tarif ve izah edilemez,bambaşka bir şey
Sana her şeyimi anlattım,kendimi anlattım,hayallerimi,özlemlerimi,arzularımı ve gelecekle ilgili düşlerimi anlattım.Beni sadece dinledin,sessizce ve sükunetle dinledin.Dinlemen bile inan zevk verdi bana,ancak artık bir ses ver.Bak gecenin koyu karanlığında çıplak ellerimle soğuk duvara vurduğumda bile ses geliyor,oysa senden -tık- bile yok.Beni anladığını söylüyorsun aslında beni anlamıyorsun.Beni istediğini söylüyorsun ancak beni istemiyorsun ve beni beklediğini söylüyordun fakat beklediğin ben değilim biliyorum.
Ne istiyorsun benden?Bir ömür boyu kapında kapıkulu olup beklememi mi? Susuz ve ışıksız kalmış bir gül gibi kendi kösesinde kurutmak mı?Beni nefsimle baş başa bırakıp imtihan etmek mi? Bana daha fazla acı ve ızdırab çektirmek mi?
Ben zaten acı ve ızdırabı günbegün,anbean çekiyorum.Nefsimle günde 70 değil,170 kere yaka-paça oluyorum.Yalnızlık ve kimsesizliğin azabını iliklerime kadar yaşıyorum zaten.
Işığımı kaybettim.Önümde ve odamda ışık yok.Geceleri sadece ay ışığının vurduğu dağın çıplak yamaçları hariç,dev dalgalarıyla okyanuslar,sik ağaçlarıyla ormanlar ve denizlerin diplerindeki yosunlu kuytu köseler karanlık,benim odam da öyle.
Başlangıçta korkardım,çekinirdim karanlıktan, ama alıştım sonra.Karanlığın dinlendirici özelliğini öğrenince alıştım.Onun ölümden bir parça olduğunu anlayınca alıştım ve senden ses-soluk gelmeyince alıştım. İsteseydin seninle ask oyunu bile oynardım ama amacım bu değildi biliyorsun.Oysa oyunun bile bir takım kuralları vardır değil mi? Hele çocuklar bu kuralları en güzel şekilde bilirler ve ellerinden geldiğince adaletle bu kurallara riayet ederler.İçlerinden bir tanesi oyun bozanlık yapmaya bir görsün hemen ikaz ederler mızıkçılıkla suçlayıp oyun harici bırakırlar. Varlığımın bilincine erdiğim ve kalbime ateşin düştüğü andan beridir kapında beklerim bilirsin.Şimdi senin bu oyun bozanlığına,bu mızıkçılığına ben ne diyeyim.
Birde beni suçlamışsın.Üzerimde hakları,emekleri olan insanları aleyhime kışkırtmışsın.Her borç ödenir ama vefa borcu asla ödenmez.Benim o insanlara vefa borcum vardı biliyor musun? Bana her yer yaban,herkes yabancı ve gideceğim bir yer yok iken, çıkar giderdim yanlarına.Yemeklerini yer,sohbetlerini dinler,dertleşir, ruhen rahatlardım.Sayende o kapıda yüzüme kapandı biliyor musun? Sana kızmak mı? asla!!! Ben kendime kızıyorum.Sana aldandığıma kızıyorum,cesaretsizliğime kızıyorum.Gerçi sende bir sebepsin.Sebepler ardındaki hakiki Müsebbibi-l Esbabı göremedim ona kızıyorum.Ellerimi ve kalbimi Ona değil sana açtım buna yanarım,hata etmişim.Zaten dertlerimin budur sebebi.
Ne mi yapacağım?Önce eski defterleri kapatacağım ve yine eski ben yani kendim olacağım İçimde kaybettiğim gücü arayacağım ve önüme bakacağım.Kim bilir belki kader ve hayat bir bukalemun derisinden bile daha değişkendir.
|