|
|
 |
 |
Okunma |
|
188 |
Aşktı İşte
Saat sabahın sekizini vuruyordu. Alarm kulağının dibinde ötmeye başladı. Yatağından bir anda fırlayarak uyandı ve hemen alarmı üzerindeki uyku sersemliğine rağmen başarıyla kapattı. Sonra tekrar kafasını yastığa gömdü. Neden sonra gözlerini açtı. Gece bir hayli geç yatmıştı. Kafası kazan gibiydi, belki içse ancak bu kadar olurdu. Yataktan hiç kalkası yoktu. Uyumakla kalkmak arasında gidip geliyordu. Böyle yarım saat daha yatakta kaldı. Saat 8.30 oldu. Yeniden saate baktı. Zamanın daraldığını gördü. Hemen banyoya yöneldi. Bir duş aldı. Üstünü giydi, saçlarını düzeltti. 5 dakika sonra gelecek otobüse yetişmek zorundaydı. Yoksa bu kadar erken kalkmış olmasının ve hazırlanmasının bir anlamı olmayacaktı. Hemen evden dışarı attı kendini, koşar adımlarla durağa yöneldi. Hava da bir hayli soğuktu. Durağa vardığında burnunun ucu kıpkırmızı kesilmişti. Neyse ki bu şekilde durakta fazla beklemedi, otobüs gelmişti. Şimdi tek sorun onunda o otobüse binmesiydi. Onu ilk gördüğünde etkilenmişti, ancak bir türlü yaklaşıp konuşma şansı bulamadı. Acaba bugün bunu yapabilecek miydi? Aklını meşgul eden ikinci sorunda buydu. O bunları kafasında kurarken, otobüs ise onun bineceği durağa çoktan gelmiş, o otobüse binmişti bile. Bunu, kafasını kaldırıp onu karşısında gördüğünde anladı. Umarsız bir görüntü vermeye çalışsa da kalbi gümbür gümbür atıyordu. İçindeki heyecan duygusuna engel olamıyordu bir türlü. Buda kontrolünü kaybetmesine, saçmalayıp her şeyi berbat etmesine neden olabilirdi. “Bir şeyler yapmalıyım” dedi kendi kendine. Kızın elindeki kitapları gördü, “ verin kitaplarınızı bana, ben tutarım” dedi. Bunu nasıl söylediğini kendide anlamadı. Bir anda çıkıvermişti ağzından işte. Kız buna ilk etap da, şaşırmış olmasına rağmen kitaplarını gülümseyerek verdi. Sonra yanında oturan genç kalktı. Boşalan yere kız oturdu. İçinden “bunu planlamış olsam asla olmazdı” diye geçirdi. Kız “ kitaplarımı artık alabilirim, teşekkür ederim.” dedi. Kız kulağındaki kulaklıkları çıkardı, artık müzik dinlemiyordu. Bundan cesaret aldı ve rahatça konuşmaya başladılar. Onunla konuşurken o kadar mutluydu ki, bu kızın, onu neden bu kadar etkilemiş olmasına bir anlam veremiyordu. Ama mutluydu işte. Otobüs olanca hızıyla giderken, içinden otobüsün yavaşlamasını ya da trafiğin sıkışmasını dileyen dualar ediyordu. Ancak, otobüs bütün bunlara karşı inat edermişçesine hızını biraz daha artırıyordu. İçinden bir lanet okudu, tabi bir de küfür… Otobüs artık durağa gelmişti. Beraber indiler. Sonra konuşmaya devam ettiler. Kızın gittiği dershanenin önüne kadar, ona eşlik etti. Ve artık ayrılık vakti gelmişti. İçindeki bütün mutluluk şimdi, bir hüzüne bırakmıştı yerini. Kız dershaneye girdi. Artık işi bitmişti. Peki, şimdi ne yapacaktı? Eve dönmekten başka bir planı yoktu. Sonra kendine kızdı. Neden dershaneden kaçta çıktığını sormamıştı ki? Sonra durağa gitti ama gitmekten vazgeçti. Saatine baktı. Tam 10’ndu. Kafasında bir hesap yaptı. Çıkış saatini tahmini olarak hesaplamaya çalıştı. Sonra saatin gelmesini beklemeye başladı. Bir şekilde o zamana kadar oyalandı. Çıkış saatini 2 olarak hesaplamıştı kafasında. Evet, saat 2 olmuştu işte. Durağa gitti ve beklemeye başladı. Sabahkinden daha fazla bir soğuk vardı dışarıda. Zaman geçiyordu. 5 dakika geçti, 10 dakika geçti. Ama gelen yoktu. Sonra üzgün bakışları arasında otobüste geçip gitti. Sonra ki otobüsü beklemeye koyuldu. Ancak yine gelen giden yoktu. Böyle böyle tam 5 otobüs bakışları arasından geçip gitmişti. Saat akşam 7 yi gösteriyordu. Yorgun düşmüş, acıkmış ve üşümüştü. “Bu kadar bekledim biraz daha bekleyeceğim” dedi. İki otobüs daha geçti ama o yine yoktu. Durağa gelmemişti. Artık bu gelecek olan son otobüstü. Son şansıydı. Hayır, onda da yoktu. Çaresiz bindi. Eve döndü. O kadar yorgun düşmüştü ki, hemen yatağa abandı bütün vücudunun ağırlığı ile. Sonra kendi kendine sordu. “ ben ne yapıyorum ya? Bu ne saçmalık? Bugün, neden bütün zamanımı harcadım ve kendimi bu kadar heba ettim? O kızın kim olduğunu bile bilmiyorum. Ya hayatında biri varsa. Bunu neden hiç düşünmedim peki? Lanet olsun ben ne kadar da aptalım. Kendimi nasıl bu kadar küçük düşürdüm?” bunları düşünerek, kendine kızdı durdu ve bir zaman sonra uykuya daldı. Bütün bu davranışlarına anlam veremeyişinin sebebinin ise aşk olduğunu biliyor muydu acaba? Evet, o âşık olmuştu ve aşk bir insana her şeyi yaptırabilecek güçlü duygulardan en kutsalıydı. Gece kendine kızmasına rağmen ertesi günde aynı saatte, aynı otobüste onunla karşılaştı. Ve daha sonra birçok kere. Şimdi ise evlilik hazırlığı yapıyorlar. Yine klasik bir sözle bitirelim hikâyeyi. Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine…
|